22 Eylül 2009 Salı


İstanbul 2010, Taşınabilir Sanat Projesi ikinci kez Küçükçekmece’de!

“Taşınabilir Sanat” yeni sergileriyle yine yollarda!

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Görsel Sanatlar Yönetmenliği, “Taşınabilir Sanat” projesi kapsamında, çağdaş sanatı İstanbul’un farklı bölgeleriyle buluşturmaya devam ediyor. Projenin “Çocuklar için Çağdaş Sanat” sergisi, 5 Eylül - 5 Ekim 2009 tarihleri arasında Küçükçekmece’de olacak.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Görsel Sanatlar Yönetmenliği’nin, çağdaş sanatın İstanbul’un farklı bölgelerine ulaştırılması amacıyla Ekim 2008’de başlattığı “Taşınabilir Sanat” projesi, yeni sergisiyle ikinci kez Küçükçekmece’yi ziyaret ediyor.

5 Ekim tarihine kadar ziyaret edilebilecek Küçükçekmece Cennet Kültür Merkezi’ndeki “Çocuklar için Çağdaş Sanat” sergisinin açılışı, 5 Eylül Cumartesi günü saat 16.00’da gerçekleşecek.

Özgül Arslan Tosunoğlu hem küratör hem sanatçı kimliğiyle yer aldığı sergide, kendisi gibi çocuk sahibi ve eğitimci olan sanatçılar, Genco Gülan, Gül Ilgaz, Serhat Kiraz, Kadri Özayten ve Yasemin Nur Toksoy ile birlikte, sanatın dilinin sınırları olmadığını örnekleriyle göstererek, çocuklara kendi yaratımlarında özgür bir tutum sergileme cesaretini vermek için çalışıyor.

“Çocuklar için Çağdaş Sanat” günümüz çocuklarını, kuşatıldıkları popüler kültür karmaşasına alternatif oluşturan kültür arayışlarından haberdar etmeyi hedefliyor. Sergi, hedef kitle olarak seçilmiş 14 yaş ve altı çocukları, fiziksel ve zihinsel gelişimleri göz önünde bulundurularak, kendilerini ifade etmeleri için geleneksel yöntemlerin dışında yeni ifade araçlarıyla tanıştırmayı, güncel sanatlara hoşgörü geliştirmeyi, doğru estetik yargılara daha kolay ulaştırmayı ve geleceğin sanat izleyicisi olarak bugünden hazırlamayı amaçlıyor.

Contemporary Art For Children

Art is not a series of stereotyped rules and regulations, it is a process of kinesis and it endlessly extends itself and its field. The main reason for contemporary art forms not being accepted widely lies in the fact that they have not been comprehended by the public.

In the current art education, art is limited to painting and ceramics in the pre-school and primary education and individuals do not come into contact with contemporary art almost until they go to university. Especially uneducated people have difficulty in comprehending what they see when they come across new approaches in visual arts. Moreover, some of them assume a cynical attitude.

Contemporary art education compreehends incidents and facts concerning the individual in their multidirectional nature and brings about personalities that are not only open to contemporary developments, forms and formations, but also tolerant to scientific-technological and socio-cultural transformation processes.

The level of contemporary civilization and the level of contemporary art run parallel to each other.

For many, getting acquainted with thşs kind of art, if they haven’ t gone to art schools, is by coincidence. Besides, in both instances there has been delay. The efforts of artists to carry art to the public sphere in order to gain access to a wider audience fall short because of the defects in the infrastructure.

The goal of this exhibition is to inform children about cultural quests that can be an alternative to the siege of the chaos of popular-arabesque culture, to encourage them as much as possible to find their own methods of expression, to open the way to meet with means of expression other than the traditional, stereotyped methods, to enable them to approach contemporary art with tolerance, to support them in reaching developed aesthetic judgments more easily and to prepare future audiences starting from today.

In our age, exhibitions, even the ones with works created by children, are presented only to the taste of grown-ups. In these exhibitions the works of children are displayed at the eye level of grown-ups. This manner fends off children from artworks. However, they should learn to become art viewers during their childhood.
As the artists turned out and installed their works for this exhibition they were asked to go beyond the customary patterns of exhbiting and take into consideration the physical and mental stage of children aged 14 and below who are the target audience. (For example, staying away from elements of pornography, violence, etc., in the images and the content.) Therefore, for this project artists, who are parents and academicians, have been chosen. It’s been predicted that these artists would show the necessary sensitivity more easily due to their familiarity with the target audience.

Since the artists participating in the exhibition approached their works from a pedagogical standpoint, and turned out and installed their works considering children, they will no doupt contribute to introducing new horizons to the children. Thus, the artists will present samples showing that the language of art has no boundaries and encourage children to expose a free attidute in their own creations.

Ozgul ARSLAN TOSUNOGLU

12 Haziran 2009 Cuma

Bugünün Sanatı ve Çocuklar…

12 Haziran 2009 - Cuma, Kadri ÖZAYTEN Atölyesi-Tophane, istanbul

Özgül Arslan Tosunoğlu, Genco Gülan, Gül Ilgaz, Kadri Özayten, Yasemin Nur Toksoy

Genco Gülan: Arkadaslar çocukları ne yaptınız?
Yasemin Nur Toksoy: Okula bıraktım ama erken almaya söz verdim.
Özgül Arslan: Yiyecek bir şey almadınız.
G.G: Julie Upmeyer yarın (cumartesi) mekanda bir yiyecek performansı yapacak. Kartal’daki Çocuklar için Çağdaş Sanat Sergisinde.“
Gül Ilgaz : İyi bağladın. Kızım da izlemeye gelecek o performansa…
Kadri Özayten: Çağdaş sanatı önce çocuklar için sonra büyükler için yapmak lazım.
G.G: Alkışlıyorum.
Y.T.: Çocuklar zaten kendiliğinden bugünün sanatını üretiyorlar.
G.I.: Ben onların yaratıcılığına hayranım. Bu kadar direk ve beklentisiz... Dolayısıyla çok samimi…
K.Ö.: Yaratıcılıkta ilkel kültürler ve çocuklar sanatçıların iki en önemli çıkış noktası zaten.
Ö.A.T.: Öyle bir sergi yapmak istiyorum ki büyükler dizlerinin üstünde izlesin. Böylece kim izliyor kim izlemiyor anlaşılsın.
G. I: Aslında bu sergi de çocuklara yönelik olduğundan belki de daha samimiydi.
Genco içeri gitti. Sessizlik.
K.Ö.: Çocuklar okuma yazmayı öğrenmeden önce çevresini algılamayı görerek öğrenmeliler…
G.I.: Sanat çok çocukça bir şey.
Y.N.T.: Bir şeyi yapmayı tutturmak
Ö.A.T.: Kendi mesleğimi söylediğim zaman; “resim yapıyorum ve sergiliyorum” dediğimde üç yaşındaki çocuklar bana saatlerce gülüyorlar.
G. G.: Bence kendilerine yakın hissetmişlerdir.
G.I.: Resim yapmak ciddi bir şey değil yaaa
Herkes güler…
G.G.: Sanat zaten eğlenceli bir şey…
K.Ö.: Oyundur.
G.I.: Ciddi bir oyundur.
G.G.: Tehlikeli bir oyundur.
G.I.: Bazen.

G.I.: Özdemir Altan’ın retrospektif sergisine gittiğimde, 70 küsur yaşında hala oyun oynar gibi resim yaptığını gördüm.
G.G.: Sevgili Özdemir Altan’ı senelerdir tanırım… O hep gençtir.
G.I: Benim de hocamdır.
K.Ö.: Yapıtlarında rastlantısallığı özgür biçimde kullanan bir sanatçıdır.
G.G.: Hocam siz de kontrollü tuvallerinizde bile rastlantısallık kullanıyorsunuz.
Y.N.T.: Denemek bitmiyor.
G.I: Sanatçının atölyesi, onun oyun alanıdır.
K.Ö.: Arkadaşlar istediğiniz zaman gelip oyun oynayabilirsiniz.
G.G.: Ama Türkiye’de sanat ciddi bir iş, edebiyat ciddi bir iş. Son bir senede elli küsur yazarın altmış küsur kitabı hakkında dava açılmış.
Y.N.T.: Türkiye’de söz söylemek ciddi bir iş.
G.I: Riskli bir şey.
K.Ö.: Düşünüyorsanız tehlike başlıyor.
Ö.A.T.: Buna rağmen üretiyoruz.
G.I.: Bu noktada yaptıklarımız, çocukların üretiminden farklılaşıyor.
G.G.: Peki Türkiye’de görsel sanatlar ciddiye alınıyor mu? Yani bize güya serbest bir hareket alanı tanınmış olması acaba alanımızın kimsenin umurunda olmamasından mı kaynaklanıyor?
G.I: Tastamam öyle. Çok kısıtlı, spesifik bir alan.
K.Ö.: Türkiye’de hala büyük şehirlerde müzeler yok. Özel sektörün dışında devletinde yapması gerekiyor, çağdaş sanat müzeleri de dahil olmak üzere.
Ö.A.T.: Belgelenemiyor, kayıt yok.
G.G.: Yeni açılan özel müzeler zaten müze değil, şahıs koleksiyonu.
Ö.A.T.: Özel müzeler restorasyon ve konservasyon birimleri olmadığı için resmi olarak müze kabul edilmiyorlar.
K.Ö.: Yaptıklarımız yapılmayanların yanında kum tanesi olarak kalıyor.
Ö.A.T.: Finansal kaynağı olmadığı sürece iş çözülmüyor. Bu sergide rahat hareket alanımızın olması bunun finansal desteğinin olması sayesindeydi.
K.Ö.: Bunun için her ülkede özerk sanat kurulları, sanat komisyonları var. Finansal desteği bunlar sağlıyor.
G.G: Türkiye’ de etkin bir futbol federasyonu var sanat federasyonu neden yok?
G.I: Zor bir şey değil. Proje arayan firmalar var.
G.G.: Nerede?
G.I: Öte yandan da sanatçılar var. Bu bağı kuracak olan kurumlar ya da kişiler az.
G.G: İstanbul 2010 ve İKSV şu anda bir sanat konseyi işlevine adaylar.
G.I: Fakat 2010 geçince ne olacak?
Y.N.T.: Ne olacak?
Ö.A.T: İstanbul’ da görsel sanatlarda para konuşmak ayıp gibi bir inanç yerleşti. Halbuki küratörler, asistanları para almadan hiçbir şey yapmıyorlar. Oysa herkes yaptığı işten para kazanmalı.
K.Ö.: Tüm Türkiye’de sanat eğitimi veren kurumların sayısı oldukça arttı. Bu nedenle genç sanatçı ve güncel sanat ortamında temsil edilme oranları hissedilir oranda arttı.
Ö.A.T. : Güncel sanat 90 sonrasında başlamış gibi gösteriliyor ama ondan öncesi yer almıyor. Neden?
K.Ö.: Sadece internette değil , modern müzede de 90 öncesi yok yada eksik.
Ö.A.T.: Herkes kendi listesini oluşturuyor. Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum.
G.I: Dünyanın her yerinde öyle…
G.G.: Ben bir büyük patlama havasına katılmıyorum.
K.Ö.: Patlama demedik zaten. Genç sanatçıların sayısının artışı…
G.G.: 2010 Sübvansiyonu ile açılan sergi sayısı artmış olsa da bunlar yazılmıyor. Rakamsal yapaylık düşünsel düzeyde oturmuyor.
G.I.: Kalite olarak mı diyoruz?
G.G.: Bir ülkenin sanatsal gelişimi, görsel olduğu kadar düşünsel üretime de karşılık gelmeli.
K.Ö.: Burada rahmetli Hüseyin Bahri Alptekin’in sözü aklıma geliyor;”Don’t complain”
Y.N.T.: Arşiv geleneğimiz yok.
Ö.A.T.: Türkiye’ de sadece sanatçılar arşiv yapıyor.
G.I: Yorum yapan yok.

Ö.A.T.: Gazetelerde basın bültenleri aynen yayınlanıyor. İnternette farklı gazetelerde aynı basın bülteni var.
K.Ö.: Berlin’de Sanat tarihçileri kitaplığı var. Documenta’nın tarihi sadece orada bulunabiliyor.
G.I.: Bu sanat yazarları için de bir motivasyon oluyor.
K.Ö.: Sansasyon bizim toplumda hala geçerli akçe.
G.G: Türkiye’de sanat kelimesi “görsel sanat”tan çok “sanat müziği” için kullanılıyor.
Y.N.T.: Sanatçıyım deyince önce sahne sanatçısı anlaşılıyor.
G.G: Peki bu önyargıyı değiştirmeye çocuklardan başlayabilir miyiz?
G.I: Çabuk bağla
Ö.A.T.: Misyonu taşıyacağız taşıyabildiğimiz kadarı ile…
Y.N.T.: Ve taşınacağız çocuklar gibi tutturarak.
G.I.: Kum tanesi bile olsa bu sergi bu bağlamda anlamlıdır.
Y.N.T.: Vazgeçmemek lazım.
K.Ö.: Günümüz dünya toplumunda bilim, teknoloji, ekonomi ve politika birbirine senkronize olmuş durumda. Sanat bu senkronize dünya gerçeği içinde diğerleri kadar açımlayıcı ve bütünleyici olmasına karşın, belirleyici olamamakta. Bugün sanatın yeni mitolojileri “karşı kavram” üretmekle yetinmeyip, temsil ettiği enerji ile hedeflerini yeniden saptaması, ona gereksinim duyduğu belirleyici rolü kazandıracak.

Y.N.T.: Yani bir enerji var ve bu enerjinin belirleyici bazı hedefleri olmalı.
Ö.A.T.: Sergimiz bitiyor. Pazartesi son gün. Kaçıranları diğer duraklarda bekleriz.

9 Haziran 2009 Salı

Çocuklar İçin Çağdaş Sanat



Taşınabilir Sanat yeni sergileriyle yine yollarda!

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Görsel Sanatlar Yönetmenliği, “Taşınabilir Sanat” projesi kapsamında çağdaş sanatı İstanbul’un farklı bölgelerine taşımaya devam ediyor. “Çocuklar için Çağdaş Sanat” projesi 22 mayıs - 15 haziran 2009 tarihleri arasında Kartal’da olacak.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Görsel Sanatlar Yönetmenliği’nin, çağdaş sanatın İstanbul’un tamamına yayınlaştrılması amacıyla Ekim 2008’de başlattığı “Taşınabilir Sanat” projesinin yeni sergisi İstanbul yolculuğuna Kartal’dan başlayacak.

Kendisi de uzun yıllardır sanat eğitimi alanında çalışan sanatçı Özgül Arslan Tosunoğlu tarafından oluşturulan “Çocuklar için Çağdaş Sanat” sergisi, çocukları kuşatan popüler kültür karmaşasına alternatif getiren kültür arayışlarından haberdar etmeyi, kendilerini ifade etmeleri için geleneksel yöntemlerin dışında yeni ifade araçlarıyla tanıştırmayı, güncel sanatlara hoşgörü geliştirmeyi, doğru estetik yargılara daha kolay ulaştırmayı ve geleceğin sanat izleyicisini bugünden hazırlamayı amaçlıyor.

Özgül Arslan Tosunoğlu, Genco Gülan, Gül Ilgaz, Serhat Kiraz, Kadri Özayten ve Yasemin Nur Toksoy’un katıldığı sergi, sergilenme biçiminde alışılagelmiş kalıpların dışına çıkılarak, hedef kitle olarak seçilmiş 14 yaş ve altı çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi göz önünde bulundurularak, kendileri de çocuk sahibi ve eğitimci olan sanatçıların çocuklar için hazırladıkları yeni yapıtlarını bir araya getiriyor.